13 Kasım 2009 Cuma

I'll be there




22 kasım'da oynanacak Galatasaray-Manisaspor maçına gitmeye karar verdim. biraz tuzlu oldu ama farkmaz. ali sami yen stadında maç izlemek paha biçilehe. fazla klişe. biletim sabri sarıoğlu önü. herhangi bi yamuğunu görürsem nazikçe uyarırım. ayrıca harry kewell ile aynı havayı soluyacağım, belki benim bozuk param dönüp dolaşıp onun cebine girecek. en çok da ayhan akman'a direkt olarak küfredebilme şansı cezbediyor beni. inşallah ilk 11 başlar.

bütün başlıkları ingilizce açtığım için çok sinirlenen oktay sinanoğlu dün karabasan olup uykudayken beni boğmaya çalıştı. mevzuya erken uyandığım için zor kurtuldum elinden. 'what the fuck is wrong with you?!' derken ortadan ikiye ayrıldı, kayboldu. güneş gören vanpir gibi, ingilizce şakıyınca çeşitli şekillere giriyo.

ayhan akman.. nolur sürekli geri pas at. i feel so hooooligan. ahh, sorry oktay, sorry sinanoğlu.

bday

attığın zar yek mi yani
yazdığına denk mi yani
yaptığın iş bu mu yani
nakit değil de çek mi yani..


'iyi ki doğdun' diyorlar. küfür eder gibi.. teşekkürler, teşekkürler, sağol. koca bir gün boyunca 72 farklı kelime kullandım, sırf bugün doğum günüm diye. ondan sonra shakespeare bilmemkaç bin kelimeyle yazıyorduya getiriyorlar lafı, biz türkler çok dar alanda konuşuyormuşuz. her gün doğum günleri oluyor, her gün iyi ki doğdunlar uçuşuyor. ne diyeceksin cevaben? teşekkürler. bu kadarı yetiyor. uzunca bir aranın ardından dün gece ilk defa saat akşam 11 gibi uykuya dalmıştım. normal insanların uyuduğu saatte uyuyor olmak rüyalarımı bile etkiledi. çok pozitif şeyler görüyordum. hiç bitmesin istiyordum. ama kahretsin ki emre tilev'in dillere destan böğürtüsüyle yatağımdan fırladım. telefonum çalıyordu. zil sesi ise şu;



son zamanlarda telefonum sık çalmadığı için sadece galatasaray maçlarını izlerken kullandığım zil sesini değiştirmeyi unutmuşum. uyuyan, hem de aylardır hasretini çektiği bir şekilde huzurla uyuyan birinin kulağının dibinde keweoooolll diye bağıran bir emre tilev yeryüzünün görebileceği sayılı mutlak korku unsurlarından bir tanesidir. ve bu unsur dönüp dolaşıp beni buldu. telefonu açtım, yaşadığım kısa vadeli şok nedeniyle karşıdaki insana (arkadaşım insanı) 'ebenin amı' diye çıkıştım. şok yerini sinire bırakmıştı, 'ne istiyosun lan gecenin bi vakti' diye sürdürdüm çıkışımı. o da şaşırmıştı. böyle karşılanmayı beklemiyordu. 'iyi ki doğdun karşim' dedi. o an dank etti. doğum günümdü dün benim. 3 senedir 19 yaşında olan ben, bi ihtimal 20'e girebilecektim belki. 3 yıl önce bir doğum günümde annem 19'dan gün aldığımı söyledi, ertesi sene 19'un dolduğunu 20'den gün aldığımı ama yine de 19 olduğumu söyledi, geçen sene yaşımı soranlara 'gün alıyorum' diye cevap verdim sürekli. yaşım konusunda kafam çok karışık. gün almak gibi küçük hesaplar peşinde koşmamalı insanoğlu.

bu seferki doğum günüm geçen senelere nazaran sönük geçti. geçen senekini çırağan'da yapmıştık çünkü, bu seferkini yapmayınca sönük oluyo. aflkşaflşa. geçen sene de 15 kişi toplanıp popkek yeyip kola içtiydik halbüse. sabah okula giderken yeryüzünün en manasız ikilemlerinden birinin içine düştüm. odadan çıkıyordum ve kapıyı kapatmak üzereydim, okula gidecektim. o sırada gözüme takıldı o. kola şişesi. orada öylece durmuş bana bakıyordu, ben de ona baktım. 'içsem mi, yok içmeyeyim, içeyim hala asitliyken, ağzımın tadını bozar, içmek de lazım, zararlı ya da...' goool. farkı ben yarattım. aflkaşa. yaklaşık 2 dakika boyunca kapatmak üzere olduğum kapının eşiğinde bir kola şişesiyle bakıştım ve hala geri zekalı olmadığımı iddia ediyorum. uykuluydum sadece.

okul sıkıcı, okul sıradan. facebook'un hatırlatmasıyla doğum tarihimi belleyen bazı insanlar doğum günümü kutladılar. iyi ki doğmuşum. teşekkürler dedim hepsine. diyemedim başka şey. özel günler hususunda dünyanın en temkinli kadını olan annem 14 şubat'ta doğmuştu, babamla 14 şubat'ta evlenmişti. beni 12 kasım'da doğurmuştu, benden 10 yaş küçük kardeşimi de bi punduna getirip 12 kasım'da doğurmuş. bu kadar planlı yaşamayı nasıl becerdiğini hiç anlayamayacağım. sorsan tesadüf diyor. tekrarlanmayan başarı tesadüfmüş. aynı annem beni arayıp kardeşimle konuşturdu ve karşılıklı doğum günü kutlattırdı. iki kere arama olmasınmış. bence annemi maliye bakanı yapsalar ülke süper kalkınır. 10 yıla kalmaz imf bizden borç istemek için habur'umuza dayanır.

yetiyor aslında bu kadarı. annem, en yakın arkadaşlarım ve kardeşim kutladı doğum günümü. fazlasına ihtiyaç yok. kardeşim ergenliğe giriyor bu arada. sesi çok çatallaşmış. şimdi dövsek ters falan da teper bu, karşılık verir. iyiydi çocukken, iyiydi.. girmeyecekti o ergenliğe. eve geldim ve uyudum. evet, doğum günümde uyudum. deliksiz hemi. dışarsı yağmur, çamur pislik içinde, ya ne yapacağıdım? üst komşu kendine play station almış, sürekli 'adrianoooo' diye bağırıyorlar. yan komşu da gitar almış. nothing else matters introsu çalıyor sürekli. 3 saattir intro çalıyor avradısktiğim. kafa lan bu.

bir yaşıma daha girdim. 19 değilim artık, baş kaldırıyorum. amına koyim 10 yaş küçük kardeşim 12 yaşına geldi bana hala 19 diyorlar. ya matematik bilin az arkadaş.
uyandığımda başucumda onlarca popkek vardı. 2. geleneksel popkek şenliklerinde uyuduğum için başucuma bırakmışlar nevaleyi. tane tane yiyorum şimdi. vişne kremalı. bir de not iliştirmişler; 'ebeni sikeyim.' ne güzel adamlarsınız lan..

edit: afkalş babamı unutmuşum lan. o da aradı. o da sağolsun uyurken aradıydı, ne konuştuğumuzu hatırlamıyorum tam. ama yine de kırgınım ben ona aslında. vizeler geldi geçti ne bi arar, ne bi sorar. sonra final vakti geliyo her gün arıyo 'alttan bırakırsan yazın sanayiye çırak verrim seni' diyo. oldu anasını satayım. ne çeşit bi motivasyon senin bu yaptığın yav?

11 Kasım 2009 Çarşamba

Sense of humour



''Fenerbahçe, sezon sonunda G.Saray'la sözleşmesi bitecek olan Harry Kewell'ı kapmak için şimdiden harekete geçti

Son yıllarda transfer etmek istediği isimlerle ilgili çalışmalara çok önceden başlayan Fenerbahçe, müthiş bir yıldızı daha şimdiden gözüne kestirdi. Fenerbahçe'nin transfer etmesi halinde Türkiye'de çok büyük yankı uyandıracak olan
bu isim Galatasaraylı Harry Kewell'dan başkası değil. Sarı-lacivertli ekip, sezon sonunda Galatasaray'la sözleşmesi bitecek Avustralyalı futbolcuyu kapmak için şimdiden planını yaptı.

Cimbom, yıllık 2.5 milyon euro ödediği 31 yaşındaki futbolcuya, yeni sözleşme için daha düşük bir rakam önermekten yana. Ancak Kewell'ın indirimi kabul etmeyeceğine kesin gözüyle bakılırken, bu anlaşmazlıktan yararlanmak isteyen Fenerbahçe, yıldız futbolcuya istediği ücreti verecek. Sarı-lacivertlilerin, aracılar vasıtasıyla Kewell'ın menajeri Bernie Mandic ile konuyu görüştüğü ve olumlu mesajlar aldığı kaydedildi.

Kaynak: FOTOMAÇ''

Open your heart, i'm coming home



uzun zaman sonra böyle cıvıl cıvıl bir not çizelgesi görünce heyecandan bloga koydum. muhteşem görünüyor bana kalırsa. o kadar sıçtın mavisi dedik, adam akıllı sıçmışlığım yok bu sefer. sırf dikkat çekmek için yapmışım gibi oldu. sınavdan düşük alacam diye ağlayıp 90 alan kızlar gibi oldum. aldakllkşag. anasını satayım gerçi en yükseği 80 ama benim için mucize lan bu. aşağıda üç beş not daha var onları koymadım. önemsiz derslerin notları onlar. sınava pijamamı soksam o 90 alır yani, o derece. onlardan gelen yüksek notlara sevinecek kadar düşmedim allah çok şükür. şu dört ders dönemin en taşaklı dört dersi. gerçi size neyse. size niye anlatıyorum ben bunları amına koyim. ben şey diyecektim, bu florentino perez çok fena yan bastı.

geri zekalı adam 250 milyon para harcadı ronaldosu sakatlanınca oynayacak kanat oyuncusu yok. robben'i gönderdi hayvanın evladı. sneijder'i gönderdi.. birini bize vereydin lan bari. gitti öküz gibi hücum hattı kurdu defansa bak. aslında bundan da size ne. futbolla ilgilenmiyosunuz ki siz. florentino perez'i bile tanımıyosunuzdur allah bilir. çok yakışıklı bi dizi oyuncusu olsa tanırdınız ama. böylesiniz çünkü siz. ugg bile giyiyosunuzdur muhtemelen.

35 milyona benzema'yı alacağına üstüne 10-15 daha koyup villa'yı alaydın bari lan. nistelrooy'un ayağına bakmazdın şimdi.

10 Kasım 2009 Salı

Önemli!

arkadaşım cafer bu blogu ziyaret etti. içeriğiyle ilgilenmeksizin aniden 'şarkı çalıyo lan kotam gidiyo amına koyim kotam az lan famili gay indircem lan kotam' dedi. sanırım devasa bir hata yaptım oraya şarkı koyarak. ttnet'in ekmeğine yağ sürdüm. bana kafam girsin.

kotanızı yandaki şarkılardan korumanın yöntemi ise basit. ufak bir dns ayarıyla çözebilirsiniz sanırım. ufak bir dns ayarının çözemeyeceği hiçbir şey yoktur. ufak bir dns ayarı.. hep bizimle kal. gitme sana muhtacız.

That's the question

6 Kasım 2009 Cuma

Kepazelik!

köşe yazarı başlığı gibi oldu lan. hoşuma gitmeyen şeylerin sorumlularına saydırmak istiyorum, üstü kapalı küfürlerle rakibimi boğmak, sağlı sollu yardırıp galibiyet golünü atmak istiyorum. yemin ediyorum altına gündem karikatürü, ne bileyim bizimcity koy sırıtmaz böyle başlığın. kepazelik!

saat 05.42. az sonra sıçtın mavisi çıkacak, fotoğrafını çekip koyarım. bazı fuzuli şeylerle uğraşırken nerden bulduysam mixpod diye bi site buldum. bloglara playlist yapıyormuş. şu bloğa benden başka uğrayan olmuyor ama heves ettim bi denedim nasıl oluyormuş diye. sığmadı mı nolduysa yarım çıktı benim playlist. saçma sapan bir şey oldu ama silmeyecem. heves ettim. yazılarımı okurken insanlar gevşesin, ruhlarını hoş bir esinti sarsın diye özellikle şarkılar seçtim. akjlfakla. yazdıklarımı okuyan da yok ha. ana avrat başbakana sövsem bi kişi dava açmaz bana. başım belaya girmez.

heha, bir gün ben öldükten sonra bu bloğu farkedecek biri, gazetelere çıkacam. 'ölmeden önce şunları şunları yazmış' gibi haberlere meze olacak bu blog. ağlarsa anam ağlayacak gerisinin götüne koyim. düşününce çok garip oluyor insan.. okutacaklar millete bunları. arkadaşlarım falan farkedecek, 'bu herif yazıp duruyomuş ya la' diyecekler, okuyup ağlayacaklar. sırf bu yüzden arkadaşlarım hakkında kötü şeyler yazmıyorum. küfür etmiyorum kimseye. üzülürler lan sonra.

annecim ve babacım, bilmenizi isterim ki intihar falan etmeyeceğim. yavşak gazeteler ölümümü dramatize etmek için aptal aptal şeyler yazarlar, 'zati çok melankolikmiş, fazla yaşamazdı, kesin ihtihar etmiştir' gibi şeyler söylerler, inanmayın. sikseler intihar etmem.

neyse asıl mevzudan uzaklaştım. şu mixpod denen site ne pis siteymiş arkadaş. bi playlist yaptı çarşaf çarşaf reklam veriyor. oraya buraya sitenin ismini yazmalar, kendinizinkini yapın demeler. bi seferlik de hayrına yapın lan? ölür müsünüz? banner maker'lar da aynı işi yapıyor. özene bezene banner yapıyosun sol alt köşede sitenin ismi yazıyor. vay arkadaş ya..


Günün sıçtın mavisi;



buranın saati bozuk..