arkadaşım cafer bu blogu ziyaret etti. içeriğiyle ilgilenmeksizin aniden 'şarkı çalıyo lan kotam gidiyo amına koyim kotam az lan famili gay indircem lan kotam' dedi. sanırım devasa bir hata yaptım oraya şarkı koyarak. ttnet'in ekmeğine yağ sürdüm. bana kafam girsin.
kotanızı yandaki şarkılardan korumanın yöntemi ise basit. ufak bir dns ayarıyla çözebilirsiniz sanırım. ufak bir dns ayarının çözemeyeceği hiçbir şey yoktur. ufak bir dns ayarı.. hep bizimle kal. gitme sana muhtacız.
10 Kasım 2009 Salı
6 Kasım 2009 Cuma
Kepazelik!
köşe yazarı başlığı gibi oldu lan. hoşuma gitmeyen şeylerin sorumlularına saydırmak istiyorum, üstü kapalı küfürlerle rakibimi boğmak, sağlı sollu yardırıp galibiyet golünü atmak istiyorum. yemin ediyorum altına gündem karikatürü, ne bileyim bizimcity koy sırıtmaz böyle başlığın. kepazelik!
saat 05.42. az sonra sıçtın mavisi çıkacak, fotoğrafını çekip koyarım. bazı fuzuli şeylerle uğraşırken nerden bulduysam mixpod diye bi site buldum. bloglara playlist yapıyormuş. şu bloğa benden başka uğrayan olmuyor ama heves ettim bi denedim nasıl oluyormuş diye. sığmadı mı nolduysa yarım çıktı benim playlist. saçma sapan bir şey oldu ama silmeyecem. heves ettim. yazılarımı okurken insanlar gevşesin, ruhlarını hoş bir esinti sarsın diye özellikle şarkılar seçtim. akjlfakla. yazdıklarımı okuyan da yok ha. ana avrat başbakana sövsem bi kişi dava açmaz bana. başım belaya girmez.
heha, bir gün ben öldükten sonra bu bloğu farkedecek biri, gazetelere çıkacam. 'ölmeden önce şunları şunları yazmış' gibi haberlere meze olacak bu blog. ağlarsa anam ağlayacak gerisinin götüne koyim. düşününce çok garip oluyor insan.. okutacaklar millete bunları. arkadaşlarım falan farkedecek, 'bu herif yazıp duruyomuş ya la' diyecekler, okuyup ağlayacaklar. sırf bu yüzden arkadaşlarım hakkında kötü şeyler yazmıyorum. küfür etmiyorum kimseye. üzülürler lan sonra.
annecim ve babacım, bilmenizi isterim ki intihar falan etmeyeceğim. yavşak gazeteler ölümümü dramatize etmek için aptal aptal şeyler yazarlar, 'zati çok melankolikmiş, fazla yaşamazdı, kesin ihtihar etmiştir' gibi şeyler söylerler, inanmayın. sikseler intihar etmem.
neyse asıl mevzudan uzaklaştım. şu mixpod denen site ne pis siteymiş arkadaş. bi playlist yaptı çarşaf çarşaf reklam veriyor. oraya buraya sitenin ismini yazmalar, kendinizinkini yapın demeler. bi seferlik de hayrına yapın lan? ölür müsünüz? banner maker'lar da aynı işi yapıyor. özene bezene banner yapıyosun sol alt köşede sitenin ismi yazıyor. vay arkadaş ya..
Günün sıçtın mavisi;

buranın saati bozuk..
saat 05.42. az sonra sıçtın mavisi çıkacak, fotoğrafını çekip koyarım. bazı fuzuli şeylerle uğraşırken nerden bulduysam mixpod diye bi site buldum. bloglara playlist yapıyormuş. şu bloğa benden başka uğrayan olmuyor ama heves ettim bi denedim nasıl oluyormuş diye. sığmadı mı nolduysa yarım çıktı benim playlist. saçma sapan bir şey oldu ama silmeyecem. heves ettim. yazılarımı okurken insanlar gevşesin, ruhlarını hoş bir esinti sarsın diye özellikle şarkılar seçtim. akjlfakla. yazdıklarımı okuyan da yok ha. ana avrat başbakana sövsem bi kişi dava açmaz bana. başım belaya girmez.
heha, bir gün ben öldükten sonra bu bloğu farkedecek biri, gazetelere çıkacam. 'ölmeden önce şunları şunları yazmış' gibi haberlere meze olacak bu blog. ağlarsa anam ağlayacak gerisinin götüne koyim. düşününce çok garip oluyor insan.. okutacaklar millete bunları. arkadaşlarım falan farkedecek, 'bu herif yazıp duruyomuş ya la' diyecekler, okuyup ağlayacaklar. sırf bu yüzden arkadaşlarım hakkında kötü şeyler yazmıyorum. küfür etmiyorum kimseye. üzülürler lan sonra.
annecim ve babacım, bilmenizi isterim ki intihar falan etmeyeceğim. yavşak gazeteler ölümümü dramatize etmek için aptal aptal şeyler yazarlar, 'zati çok melankolikmiş, fazla yaşamazdı, kesin ihtihar etmiştir' gibi şeyler söylerler, inanmayın. sikseler intihar etmem.
neyse asıl mevzudan uzaklaştım. şu mixpod denen site ne pis siteymiş arkadaş. bi playlist yaptı çarşaf çarşaf reklam veriyor. oraya buraya sitenin ismini yazmalar, kendinizinkini yapın demeler. bi seferlik de hayrına yapın lan? ölür müsünüz? banner maker'lar da aynı işi yapıyor. özene bezene banner yapıyosun sol alt köşede sitenin ismi yazıyor. vay arkadaş ya..
Günün sıçtın mavisi;

buranın saati bozuk..
10 Kasım'a kadar 1 milyon!
buna benzer isimlere sahip çeşitli facebook gruplarına davet ediliyorum birkaç gündür. üstelik tek kişi de değil, aynı gruba 12 kişi davet ediyor. neymiş? o.. çocuğu terörist apo'nun bile 10k hayranı varmış, atamızın niye yokmuş. ya çok büyük dert amına koyim. atamızın facebook'ta fanı yokmuş. kapatalım ülkeyi gidelim. ülkede siyasetin geldiği noktada apolitize olmak sığ, sorumsuz, düşünmekten aciz, boşbeleş olmakla bir tutuluyor. diyor ki adam; 'akçı mısın laikçi mi? cevap ver akçı mısın?' diyorsun; 'uğraştırma beni, git burdan' 20 tanesi toplanıp 'yobaz, hain, sorgulamaksız, götlek' deyu üzerine fırlıyor.
benim gördüğüm kadarıyla ülke 3 kesime ayrılmış. atam sen kalk ben yatamcılar, atam sen kalk ben yatamcı olmayıp yobaz olmakla suçlananlar ve bülent uygunlar. hal böyleyken neyi kime nasıl savunacaksın, inanın bilmiyorum. siyasi tartışmalar için deyimler sözlüğü çıksa yakında yok satar. zaten kullanılan kalıplar belli.
grup davetlerine siktir çektiğimde aptal tepkilerle karşılaşmış biri olarak söylüyorum, 10 Kasım'a kadar 1 milyon Atatürk fanı bulmak Atatürk'ü geri getirmeyecek. 11 Kasım'da tüm fanlar okullarında, iş yerlerinde, evlerinde hayatlarını nasıl devam ettireceklerini düşünüyor olacaklar. ve daha sonra 19 Mayıs için Atatürk'e 1 milyon fan kampanyasında tekrar bir araya gelecekler. gelsinler, lafım yok da, kendilerinden olmayanlara tepki vermesinler. açıkça söylemek gerekirse, ben bu isimde bir grupta olmaktan utanıyorum. az önce aylar önce yanlışlıkla olduğunu tahmin ettiğim bir biçimde DENİZ GEZMİŞ grubuna girmişim. utandım ve anında terkettim. severim Deniz'i, ama grubuna girmem. bunun sebebini bir psikoloğa soracam boş bir zamanda. göt kalkıklığı teşhisi koyarsa bozuşacam, takışacam ibneyle. 'oturduğun yerden para kazanıyosun lan münasebetsiz' diyecem.
***
aslında ben eskiden aktivisttim. zıt fikirlere müthiş sert yaklaşıp görüşlerini savunanlara 'la siktirin gidin ya la' derdim. çevrecilik, atatürkçülük, devrimcilik, mevrimcilik hepsini bi potada eritmiş ideal cumhuriyet erkeğiydim. daha sonra hevesimi kaybettim.
herkes kıskanır ya devlet yönetenleri, bakanları falan. acırım ben. bak mesela ben şu an yayılmış bunu yazıyorum, yarın sınavım olmasa sokaklarda arkadaşlarımla itlik peşinde olacaktım, bakan dediğiniz adamlar yok o protokol, yok bu davet, şu imza, bu mühür kafa patlatıyorlar. yav allah düşmanımın başına vermesin öyle mesleği. para cukka ediyorlar falan ama yemeye zamanları yok ki abi.. nasıl hırs yapmışsa herifler, versen dünyayı yiyecekler amına koyim. benim cebime 20 milyon mu girdi? gider sigara migara alırım, sinemaya giderim, kitap alırım. bir şekilde biter o para. herifin 2500 metrekare evi var, mecliste koşuşturmaktan evin içine girmişliği yoktur. e sikeyim ben öyle kudreti. neyse işte böyle böyle soğudum siyasetten politikadan boktan püsürden. varsın cenazeme güneş gözlüklü binlerce kişi gelip ağlamasın. 2500 metrekare evim de olmasın.
***
gündemde olan bitenlere dair fikirlerim var. onayladığım, onaylamadığım şeyler var ama bunları tartışmak benim için eziyet. ama galatasaray'ın orta sahadaki zenci ihtiyacını saatlerce tartışabilirim. zevk veriyor çünkü bu bana. asla çözülemeyecek sorunlar üzerinde saatlerce kafa patlatmaktansa transfer önerisi mailliyorum galatasaray'a. mantıklı bulurlarsa alıp getirirler belki.
fakaat, bu bakış açısı beraberinde 'ilkel öküz' sıfatını getiriyor bana. onlar ülkeyi ilgilendiren müthiş konular tartışıp beyin fırtınaları estirirken ben zenci orta saha düşünüyormuşum. hem onlar para kazanıyormuş, benim elime ne geçiyormuş. denyo muymuşum neymişim ya. siniredicisığdüşüncesizgündemdenkopukeşşeoğluymuşum.
ben bu görüşe katılmıyorum. futbolcular para kazanırken benim elime bir şey geçmiyormuş falan. yav o para kazanıyor dediğin futbolcular sırf ben eğleneyim diye tonlarca ter atıyorlar lan. maymuna dönüyor adamlar 90 dakika. şaftları kayıyor it. ben napıyorum? ağzımda sigara önümde çay 'ayağğın skeyim ayhan ayyağın' diyorum. üstelik beni eğlendirmek için karşılık beklemiyorlar. aldıkları para fazla olabilir ama tavuk mu yumurtadan çıkar sorusuna horozun verdiği cevabı veririm; 'ben sikerim gerisine karışmam'
10 Kasım'a kadar 1 milyon fan bulamazsanız Atatürk dünyaya rezil olur. 'heha hiç seveni yokmuş len' der gavurlar 5 çaylarını içerken. Atatürk'ün saygınlığı sizin elinizde. mutlaka olun 1 milyon kişi..
benim gördüğüm kadarıyla ülke 3 kesime ayrılmış. atam sen kalk ben yatamcılar, atam sen kalk ben yatamcı olmayıp yobaz olmakla suçlananlar ve bülent uygunlar. hal böyleyken neyi kime nasıl savunacaksın, inanın bilmiyorum. siyasi tartışmalar için deyimler sözlüğü çıksa yakında yok satar. zaten kullanılan kalıplar belli.
grup davetlerine siktir çektiğimde aptal tepkilerle karşılaşmış biri olarak söylüyorum, 10 Kasım'a kadar 1 milyon Atatürk fanı bulmak Atatürk'ü geri getirmeyecek. 11 Kasım'da tüm fanlar okullarında, iş yerlerinde, evlerinde hayatlarını nasıl devam ettireceklerini düşünüyor olacaklar. ve daha sonra 19 Mayıs için Atatürk'e 1 milyon fan kampanyasında tekrar bir araya gelecekler. gelsinler, lafım yok da, kendilerinden olmayanlara tepki vermesinler. açıkça söylemek gerekirse, ben bu isimde bir grupta olmaktan utanıyorum. az önce aylar önce yanlışlıkla olduğunu tahmin ettiğim bir biçimde DENİZ GEZMİŞ grubuna girmişim. utandım ve anında terkettim. severim Deniz'i, ama grubuna girmem. bunun sebebini bir psikoloğa soracam boş bir zamanda. göt kalkıklığı teşhisi koyarsa bozuşacam, takışacam ibneyle. 'oturduğun yerden para kazanıyosun lan münasebetsiz' diyecem.
***
aslında ben eskiden aktivisttim. zıt fikirlere müthiş sert yaklaşıp görüşlerini savunanlara 'la siktirin gidin ya la' derdim. çevrecilik, atatürkçülük, devrimcilik, mevrimcilik hepsini bi potada eritmiş ideal cumhuriyet erkeğiydim. daha sonra hevesimi kaybettim.
herkes kıskanır ya devlet yönetenleri, bakanları falan. acırım ben. bak mesela ben şu an yayılmış bunu yazıyorum, yarın sınavım olmasa sokaklarda arkadaşlarımla itlik peşinde olacaktım, bakan dediğiniz adamlar yok o protokol, yok bu davet, şu imza, bu mühür kafa patlatıyorlar. yav allah düşmanımın başına vermesin öyle mesleği. para cukka ediyorlar falan ama yemeye zamanları yok ki abi.. nasıl hırs yapmışsa herifler, versen dünyayı yiyecekler amına koyim. benim cebime 20 milyon mu girdi? gider sigara migara alırım, sinemaya giderim, kitap alırım. bir şekilde biter o para. herifin 2500 metrekare evi var, mecliste koşuşturmaktan evin içine girmişliği yoktur. e sikeyim ben öyle kudreti. neyse işte böyle böyle soğudum siyasetten politikadan boktan püsürden. varsın cenazeme güneş gözlüklü binlerce kişi gelip ağlamasın. 2500 metrekare evim de olmasın.
***
gündemde olan bitenlere dair fikirlerim var. onayladığım, onaylamadığım şeyler var ama bunları tartışmak benim için eziyet. ama galatasaray'ın orta sahadaki zenci ihtiyacını saatlerce tartışabilirim. zevk veriyor çünkü bu bana. asla çözülemeyecek sorunlar üzerinde saatlerce kafa patlatmaktansa transfer önerisi mailliyorum galatasaray'a. mantıklı bulurlarsa alıp getirirler belki.
fakaat, bu bakış açısı beraberinde 'ilkel öküz' sıfatını getiriyor bana. onlar ülkeyi ilgilendiren müthiş konular tartışıp beyin fırtınaları estirirken ben zenci orta saha düşünüyormuşum. hem onlar para kazanıyormuş, benim elime ne geçiyormuş. denyo muymuşum neymişim ya. siniredicisığdüşüncesizgündemdenkopukeşşeoğluymuşum.
ben bu görüşe katılmıyorum. futbolcular para kazanırken benim elime bir şey geçmiyormuş falan. yav o para kazanıyor dediğin futbolcular sırf ben eğleneyim diye tonlarca ter atıyorlar lan. maymuna dönüyor adamlar 90 dakika. şaftları kayıyor it. ben napıyorum? ağzımda sigara önümde çay 'ayağğın skeyim ayhan ayyağın' diyorum. üstelik beni eğlendirmek için karşılık beklemiyorlar. aldıkları para fazla olabilir ama tavuk mu yumurtadan çıkar sorusuna horozun verdiği cevabı veririm; 'ben sikerim gerisine karışmam'
10 Kasım'a kadar 1 milyon fan bulamazsanız Atatürk dünyaya rezil olur. 'heha hiç seveni yokmuş len' der gavurlar 5 çaylarını içerken. Atatürk'ün saygınlığı sizin elinizde. mutlaka olun 1 milyon kişi..
5 Kasım 2009 Perşembe
'cuz i know that i'm a gay fish
teoman'ın henüz cevaplanmayan bir sorusu var; 'nasıl oluyor, vakit bir türlü geçmezken günler hayatlar geçiyor?' diyordu teoman. uzun süredir bu sorunun üzerinde düşünüyorum ve bunun cevabını elimden geldiğince vermeye çalışacağım şimdi. cevabım şu; 'harbi lan, nasıl oluyo öyle?'
şu an saat 05.42. yarın çok önemli bir sınavım var. hakkında hiçbir şey bilmediğim derslerin sınavları benim için her zaman önemli olmuştur, bu da onlardan biri. yaklaşık bir aydır devam eden öğretim yılı boyunca dersin hocasının sıfatını görmüşlüğüm yok. öğretim yılı bir aydan fazladır devam ediyormuş bu arada, hesap ettim. yarın ne tip sorularla karşılaşacağımı bilmiyorum. ders notları çantamda. çantam şu an karşımda. ben de çantamın karşısındayım. nasreddin hoca durur mu, o da hepimizin karşısında. pazartesiden beri sıçtığım sınavlara bir yenisi eklenecek yarın. ikidir teselli ediliyorum, 'olm daha zor da olabilirdi' diyorlar. bilmediğim sorudan daha zor soru mu var itoğlit?
gelin şimdi yarınki sınava hazırlanış şeklimi inceleyelim;
dün saat 6'da sınavım olduğu için önceki gece uyumadım. sabahınan vurdum kafayı ve sınavdan 45 dakika önce uyandım. hızla sınava yetiştim ve aynı hızla sınavı bitirdim. yaklaşık 3 dakika sürdü ve tüm soruları doğru cevapladığıma eminim. iyi yaptığım şeyler elbette ki var.. sınav çıkışı eve döndüm, dönerken hayatımın götünü oldum ki bundan bahsetmiştim altta. evde annemin çorbası deyu kakalanan hazır çorbalarla kendime bir ziyafet çekip bilgisayarın başına oturdum. yarın önemli bir sınavım vardı..
yaklaşık 3 saat bilgisayar ile uğraştıktan sonra 2 saat boyunca bilgisayarla uğraştım. heroes izledim, claire karısına güzel diyenlere inat niki'ye hasta oldum. claire ne lan? allan yerdenbitmedüzkarısı. saat gece yarısını geçende, arkadaşlarım tarafından taciz edilmeye başladım. ''yarın sınav var çalışan nı?'' ''yarın sıçacaz olm'' ''sınava gel yarın'' taciz kaçılmazdı, ben de zevk almaya baktım. cevap vermedim hiçbirine. heroes'a devam ettim. heroes bitende, fm açıp oynadım. şampiyonlar şampiyonu oldum. torres son saniyede gol attı. boşuna almadık olm biz o adamı.. sarı ve çilli biraderim, 30 metreden gelişine iteledi çelskiye. drogba 'it's a fucking disgrace' dedi. ve sonra geldim bunların hepsini yazmaya başladım. allah belasını versin yazıyı bulanın. bok var buldun yazıyı. senin yüzünden hıncal uluç köşe yazarı oldu lan. göt adam.

yukarıda gördüğünüz şey adıyla sanıyla sıçtın mavisidir. az önce çektim. şimdi bir sigara yakacağım ve heroes'a devam edeceğim. yarın sınavım var.. götüne koyim sınavın. finalde toparlarım.
şu an saat 05.42. yarın çok önemli bir sınavım var. hakkında hiçbir şey bilmediğim derslerin sınavları benim için her zaman önemli olmuştur, bu da onlardan biri. yaklaşık bir aydır devam eden öğretim yılı boyunca dersin hocasının sıfatını görmüşlüğüm yok. öğretim yılı bir aydan fazladır devam ediyormuş bu arada, hesap ettim. yarın ne tip sorularla karşılaşacağımı bilmiyorum. ders notları çantamda. çantam şu an karşımda. ben de çantamın karşısındayım. nasreddin hoca durur mu, o da hepimizin karşısında. pazartesiden beri sıçtığım sınavlara bir yenisi eklenecek yarın. ikidir teselli ediliyorum, 'olm daha zor da olabilirdi' diyorlar. bilmediğim sorudan daha zor soru mu var itoğlit?
gelin şimdi yarınki sınava hazırlanış şeklimi inceleyelim;
dün saat 6'da sınavım olduğu için önceki gece uyumadım. sabahınan vurdum kafayı ve sınavdan 45 dakika önce uyandım. hızla sınava yetiştim ve aynı hızla sınavı bitirdim. yaklaşık 3 dakika sürdü ve tüm soruları doğru cevapladığıma eminim. iyi yaptığım şeyler elbette ki var.. sınav çıkışı eve döndüm, dönerken hayatımın götünü oldum ki bundan bahsetmiştim altta. evde annemin çorbası deyu kakalanan hazır çorbalarla kendime bir ziyafet çekip bilgisayarın başına oturdum. yarın önemli bir sınavım vardı..
yaklaşık 3 saat bilgisayar ile uğraştıktan sonra 2 saat boyunca bilgisayarla uğraştım. heroes izledim, claire karısına güzel diyenlere inat niki'ye hasta oldum. claire ne lan? allan yerdenbitmedüzkarısı. saat gece yarısını geçende, arkadaşlarım tarafından taciz edilmeye başladım. ''yarın sınav var çalışan nı?'' ''yarın sıçacaz olm'' ''sınava gel yarın'' taciz kaçılmazdı, ben de zevk almaya baktım. cevap vermedim hiçbirine. heroes'a devam ettim. heroes bitende, fm açıp oynadım. şampiyonlar şampiyonu oldum. torres son saniyede gol attı. boşuna almadık olm biz o adamı.. sarı ve çilli biraderim, 30 metreden gelişine iteledi çelskiye. drogba 'it's a fucking disgrace' dedi. ve sonra geldim bunların hepsini yazmaya başladım. allah belasını versin yazıyı bulanın. bok var buldun yazıyı. senin yüzünden hıncal uluç köşe yazarı oldu lan. göt adam.

yukarıda gördüğünüz şey adıyla sanıyla sıçtın mavisidir. az önce çektim. şimdi bir sigara yakacağım ve heroes'a devam edeceğim. yarın sınavım var.. götüne koyim sınavın. finalde toparlarım.
4 Kasım 2009 Çarşamba
afklaşkalşgaha. rivayete göre vakti evvel gavur kabilelerinin birinde yaşayan zibidinin teki duman yoluyla türk kabilelerine ahlaka mugayir şeyler göndermiş. buna sinirlenen türkler öyle çok ateş yakıp duman çıkarmışlar ki dinozorlar havasızlıktan ölmüş. o gün bu gündür hiçkimse türklere dil uzatmaya cüret edememiş..
200.000 kişi olum.. 200.000 lan. neredeyse yunanistan nüfusu. o değil fuck turkey grubundaki 900 kişiden 600'ü de türk ve sürekli küfür ediyorlar.
üçüncüyü bilmem ama dördüncü dünya savaşı internette çıkarsa gezegeni sikertiriz.
Football Manager kariyerim başarılarla dolu. Öyle ki; oyunun save dosyasını Barcelona yetkililerine mail olarak attım ve benden o kadar etkilendiler ki 'who the fuck are you?' diye bir cevap verdiler. Gelen mailin içeriğine takılmayın, alt metnini görün. Şeytan, ayrıntıda gizlidir. Keza Rıdvan Dilmen de öyle.. Mesajın alt metni şöyle diyor; sana o kadar kanımız kaynadı ki seninle yıllardır arkadaşmışız, can, ciğermişiz gibi cevap atıyoruz. Sana güvendik koçero, sevdik biz seni.
Fm kanıma o kadar işledi ki bazen paralel evrende bebenin biri tarafından kontrol edildiğimi düşünüyorum. Popmundo mudur ne halttır, aha o tarz bir oyunda yarattığı karaktermişim gibi oluyor. Fm'de Fernando Torres'i almak için çok fazla uğraştım, fakat Liverpool satmamakta diretti. Ben de çareyi Liverpool'a menajer olup Torres'i beleje kapatmakta buldum. Kesinlikle pişman değilim. Adam gibi izin vermeleri gerekirdi Torres'le görüşmeme. 15 dakika yalnız bırakmalılardı beni onunna.. Hah işte, bu yaptığımın aynısını paralel evrendeki bebe bana yapıyormuş gibi oluyor zaman zaman. Birileri mutlu olsun diye benim içime giriliyor, bana istemediğim şeyler yaptırılıyor, birileri mutlu olurken benim ağzıma sıçılıyor. Liverpool da Torres gittikten sonra ligde 12. oldu.. Bana da böyle yapılıyorsa bir gün paralel evrene gidip o çocuğu bulmak, iki çift laf etmek isterim. 'Genç adam' derim, 'yanlış senin bu yaptığın. Hilesiz hurdasız iş yapsana eşşoğlu.' Suratıma tip tip bakarsa çöğdürürüm ağzının üstüne ve kendi evrenime geri dönerim.
Bunların hepsi hayatımın kurgusal kısmı tabii. Bazen gerçek dünyada da yaşayabiliyorum. Yaşadığımı en çok Ekomar denen marketin kasiyeri hissettiriyor bana. Kasaya her girişimde uyuz gibi orasını burasını kaşıyıp suratıma bakmadan 'borcunuz şu kadar. bir an önce ödeyin de çıkın bu bakkaldan' diyor. 'Vay arkadaş ya' diyorum, 'fiş almayacam.' O da suratına bakmayan müşterilerden bıkmış tabii, hırsını garibandan çıkarıyor. Marketten çıkıyorum ben de karşı komşunun suratına bakmıyorum, o sinirleniyor bakkal Murat'ın suratına bakmıyor, ondan sonra aynı anda başlıyor dedikodu; 'insanlar çok iletişimsiiz. pis insanlar.' Çok garip şeyler var dünyada.
Şeytan dedik yukarda, bundan iki saat önce hayatımın götünü oldum. Sınavdan çıkmış eve doğru yürürken ıslıkınan Fear of the dark solosu atarken rejiden uyardılar; 'gece ıslık çalma lan şeytan gelir' dediler. Reji dediğim de benim arkadaş Serhat. 'Ne şeytanı lan akşam akşam. Saçma sapan şeylere takılıyosunuz, soğuğun skinde işi gücü yok ıslık çaldım diye yanıma inecek' dedim. Ve ekledim; 'hem şeytan kim amına koyim. Adamsa Miami'yi şampiyon yapsın' Reji bana dönerek uyardı; 'gelmiş işte olum, 10 saniyede tonla günaha girdin.' 'Hakkatten geldi lan' diye düşündüm, üstelik günaha soktu beni pezevenk. Neyse Çan eğrisi varmış zaten. En günahsız adam hayatının yuvarlak hesap %60'ını günahsız geçirmiş desen, benden %25 çıksa bi CC çıkarırım. Sonra ver elini büt. Az önce ıslıkla High Hopes'un solosunu atıyordum. Ve sanırım yine günaha girdim.. Her ıslığa geliyormuş bu arkadaş..
Tuna Kiremitçi bikaç haftadır bazı şeyleri bırakıyor ve bunları 300k tirajlı gazetede yazıyor. Yok roman yazmayı bıraktım, yok köşe yazmayı bırakacam, yok nicotinell sakız aldım sigarayı bırakacam. Labırak! Çık git. Şebnem Ferah'ın hayatının hatası olacak o adam, ben diyeyim.
Ercan Saatçi'yi de kovmuşlar. İç güveysiliğinden de istifa ederse ertesi gün limon satmaya başlar. Halbuki zamanında yayınlanan Türkstar yarışmasında jüri arkadaşı Deniz Seki ile birlikte yarışmacının tekine atar yapıyorlardı. 'Sen bennen böyle konuşaman' diyorlardı adama. Sonra biri oroyinden hapse girdi, biri kalitesiz destanı yazdı.. Büyük insanlardı gerçekten. Nasıl böyle bir şey yaptılar anlamadık..
Yarın önemli bir vizem var ve ben oturmuş bunu yazıyorum. Paralel evrenden beni kontrol eden it, iki gün go on holiday yap da başımın çaresine bakayım. Bak bu sana son uyarım. Bırak benim peşimi. Uğraşırım senle, başına bela olurum.. rahat vermem.. üstüne gelirim.. döverim..
Biterken şu çalıyordu;
Hey yavrum be..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)